Sosyal Güvenlik Ödemelerinde Sigortalıların Sorumluluğu
A. KAVRAM
1. Tanım ve Yasal Düzenleme
Sosyal sigorta mevzuatında bazı yardımlar sigortalının meslekte kazanma gücünün oransal olarak kaybedilmesi veya sigortalının ölmesi riskine bağlıdır. Elbette meslekte kazanma gücünün kaybı veya ölüm herhangi kimsenin kusuru olmadan olabileceği gibi işveren veya üçüncü kişinin kastı, kusuru veya ihmalinden ileri gelebilmektedir. Bu nedenle işveren, üçüncü kişinin hatta sigortalının kast, ihmal ve kusurundan ötürü ilgili kişilerin sorumluluğu doğmaktadır.
Sosyal güvenlik mevzuatının yürürlükteki en önemli kanunu olan 5510 sayılı kanunun 21. maddesinde işveren ve üçüncü kişinin, 22. maddesinde ise sigortalının sorumluluğunu düzenlemiştir. Bunlara ek olarak yine 23. madde kapsamında ilave bir sorumluluk daha geliştirilmiş. Bu sorumluluk yine işverene yüklenmiştir. Süresi içinde iş giriş bildirgeleri Kuruma bildirilmeyen sigortalıların, bunun Kurumca tespit edilmesinden önceki iş kazası ve meslek hastalığı durumunda işveren sorumluluğuna gidilir. Uzun vade sigorta kolları açısından sorumluluk ise 39. madde de düzenlenmiştir. Malullük, vazife malulü ve ölüm sigortalarında uygulanabilecek bir düzenlemedir.
2. İstisna
Yukarıdaki genel düzenlenin istisnası da söz konusudur. Bu adeta vergi mevzuatındaki muafiyet kavramına benzemektedir. Şöyle ki; ilgili kişilere yansıtılması gereken ekonomik yükü kamu idaresi( SGK) üstlenmektedir.
İşkazası ve meslek hastalığı ve hastalık, kamu idareleri, er ve erbaşlar veya kamu idarelerinin görevlendirdiği kişilerin fiileri sonucu oluşmuş ise haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı hariç sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler rücü edilmeyecektir. Bu açıklama ölüm geliri, ölüm aylığı ve maluliyet aylığı yönünden de geçerlidir.
B. SORUMLULUK
1. Hukuki Niteliği
Aslında bu başlık altında anlatmaya çalışacağımız sorumlulukların hukuki niteliği öncelikle borçlar kanunun 49. maddesi kapsamındaki kusur sorumluluğunu teşkil etmektedir. Diğer taraftan yine borçlar kanunun 66. maddesi gereğince işverenin sorumluluğu bulunmaktadır. Adam çalıştıranın sorumluluğu çerçevesinde işveren kusursuz sorumludur. İşin mahiyeti ve somut olayın özellikleri gereği tehlike sorumluluğu da oluşabilecektir.
İşverenin sorumluluğunun kusur sorumluluğu mu veya kusursuz sorumluluk mu olduğu konusunda hem Yargıtay kararlarında görüş birliği yoktur[1]. Sorumluluğun veya kusur oranlarının tespiti çoğunlukla SGK denetim elemanlarınca, dava konusu yapılması halinde ise mahkemece yapılmaktadır.
Kurumca yapılacak kusurun olup olmadığı yönünden tespitlerin “kaçınılmazlık ilkesi” ile sınırlıdır. Kaçınılmazlık ilkesi beklenmedik hal kavramının türevi olup TBK 71. madde kapsamında tehlike sorumluluğunun Kurumca yapılan denetimlerde uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Kaçınılmazlık ilkesinin geçerli olduğu vakıalarda Kurumca kusur tespiti yapılamayacaktır. Yargı mercilerinin de bu yönde kararları mevcuttur[2]. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 45. maddesi kaçınılmazlık ilkesini “kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesi durumudur. İşveren alınması gerekli herhangi bir önlemi almamış ise olayın kaçınılmazlığından söz edilemez.” şeklinde açıklamıştır.
Şimdi sorumluluğu sosyal güvenliğin birincil mevzuatının madde sırasına sadık kalarak açıklamaya çalışacağız.
2. İşveren Sorumluluğu
5510 sayılı kanunun 21. maddesinde işveren sorumluluğu şöyle düzenlenmiştir:
· İş kazası veya meslek hastalığı işverenin kastı veya
· sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu
meydana gelmişse SGK tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan ve ileride yapılması gereken ödemeler ve bağlanan gelirlerin ilk bağlandığı tarihteki peşin sermaye değerinin tamamı Kurumca işverene ödettirilir. Dikkat edilmesi gereken iki husus var. birincisi “peşin sermaye değeri” kavramı üzerinden bir hesaplama yapılacak ve bu hesapların denklemine sadece gelirler değil ödemeler de dahil edilecektir.
İşveren iş kazası bildirimi kazadan sonraki üç iş günü içinde Kuruma ve derhal kolluğa bildirmek zorundadır. Kendi nam ve hesabına çalışanlar için(5510 SK 4/1-b bendi) bir ayı geçmemek üzere hastalığın engel olmaktan çıktığı günden sonraki üç iş günü içinde bildirim yapılmalıdır. Yine meslek hastalığı açısından meslek hastalığının tespit edilmesinden başlayarak üç iş günü içinde Kuruma bildirim yapılmaldır. 5510 sayılı kanunun 13 ve 14. maddelerindeki bu düzenlemelerde dikkat çekici nokta iş kazası için kaza gününü “sonraki” kelimesi ile bildirim süresinin dışında tutarken meslek hastalığı için öğrenildiği günden “başlayarak” denilerek bildirim süresine dahil etmiştir. Burada bahsi geçen bildirim sürelerine uymayan işverene sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödemeleri rücü edilecektir.
Sigortalıyı işe girerken sağlık raporu ile tespit edilen ve bünyece ilgili işe uygun olmadığı tespit edilen işte çalıştırılan ve bu işte çalıştırıldığından dolayı oluşan hastalığına bağlı olarak ödenen geçici işgöremezlik ödemeleri işverene rücü edilir.
Peşin sermaye değeri, ilgili giderlerin yaş, kesilme ihtimali veya
iskonto oranları dikkate alınarak hesaplanan tutardır. Sigortalı veya hak
sahibinin gelir başlangıç tarihindeki aylık gelirinin 12 katının yaş
karşılığı olarak peşin sermaye değeri tablolarındaki değerle çarpımı sonucu
bulunan rakamın 100’e bölünerek bulunur. Bir örnek yardımı ile peşin sermaye
değerini hesaplamaya çalışalım. Sigortalı, hak sahibi, cinsiyet, hayatta kalma
durumuna göre ayrı ayrı tablolar kullanılmakladır. Biz de farklı varyasyonlar
kullanarak tek tek örnekler üzerinden açıklamaya çalışalım.
Örnek 1
|
Sigortalının Yaşı |
Yaş Karşılığı Tablo Değeri |
Gelir Başlama Tarihi |
Gelir Tutarı |
Peşin Sermaye Değeri |
|
30 |
1.738,22 |
01.01.2020 |
1000 |
208586,2467 |
Not: Sosyal Güvenlik
Kurulunun 28/09/2008 tarih ve 27011 sayılı resmi gazetede yayınlanan tebliğine
ekli EK6 sayılı tablodaki yaş karşılığı değer kullanılmıştır.
Bu örneğimiz sürekli iş göremezlik gelirinin ödenmesi ve işverenin 21.
madde kapsamında kusurlu olması durumunu betimlemektedir. Sürekli iş göremezlik
gelirinin ödenmesi ancak üçüncü kişinin kusurlu bulunması varsayımında
tablodaki peşin sermaye değerinin yarısı üçüncü kişiden tahsil edilecektir. Ölüm
gelirinin ödenmesi ve işverenin veya üçüncü kişinin kusurunun similasyonunu ise
başka bir örnekle açıklayalım.
Örnek 2
|
Hak Sahibi Eşin Cinsiyeti |
Hak Sahibi Eşin Yaşı |
Yaş Karşılığı Tablo Değeri |
Gelir Başlama Tarihi |
Gelir Tutarı |
Peşin Sermaye Değeri |
|
Kadın |
30 |
1.792,55 |
01.01.2020 |
1000 |
215106,3746 |
Not: Sosyal Güvenlik
Kurulunun 28/09/2008 tarih ve 27011 sayılı resmi gazetede yayınlanan tebliğine
ekli EK5 sayılı tablodaki yaş karşılığı değer kullanılmıştır.
Yine bahsi sıkça
geçen 21. madde kapsamında işveren kusuru olması durumunda Örnek 2’deki peşin
sermaye değerinin tamamı işverenden; üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde
ise aynı değerin yarısı üçüncü kişiden Kurumca tahsil edilecektir.
3. Sigortalının Sorumluluğu
Sigortalının sorumluluğu
yukarıda bahsi geçen TBK kapsamındaki sorumluluk türlerinden herhangi birine
uygun değildir. Hukuki anlamda daha çok külfete benzemektedir. 5510 sayılı
kanunun 22. maddesi ile sigortalıya adeta aşağıda açıklayacağımız külfetler
yüklenmiştir. Belirttiğimiz üzere 22.
madde de dört fıkra şeklinde düzenleme yapılmıştır:
·
Kısaca
kısa vade sigorta kollarından verilen ödenek ve bağlanan gelirlere
nedensellik teşkil eden işkazası, meslek hastalığı, analık veya hastalık
durumunun hekimin tedbir ve tavsiyelerine uymamaktan ötürü tedavi süresinin
uzaması veya maluliyet halinde tedavi
süresi ve artan sürekli işgöremezlik oranı dikkate alınarak dörtte birine
kadarı azaltılır. Burada dikkat edilmesi
gereken azaltılacak oranın üstsınırının dörtte bir olduğudur. Yani daha az
oranlarda azaltma yapılabilecektir.
·
Ağır
kusuru yüzünden işkazası geçiren, meslek hastalığına yakalanan veya
hastalanan sigortalının kusur derecesi dikkate alınarak üçte birine
kadarı eksiltilir. Denetimle görevli elemanın yaptığı incelemeler neticesinde
kusur oranı tespit edilecektir.
·
Kasti bir
hareketi yüzünden işkazası geçiren, meslek hastalığına tutulan veya
hastalanan veya Kurumun yazılı bildirimine rağmen tedaviyi kabul etmeyen
sigortalıya yarısı ödenir. Dikkat edilirse burada kusur derecesi esas alınmayıp
ödenek/gelirin yarısı ödenecek şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. Kusur
derecesi üzerinden oransal bir eksiltme yerine gelirden yarı yarıya bir azaltma
sözkonusudur.
·
Tedavi
süresinin sona erdiğinin ve artık çalışabilir durumda olduğuna dair
hekim raporu almaksızın çalışan sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenmez. Ödenmiş olanlar 96. md gereğince geri alınacaktır.
Örnek 3
|
Sigortalıya Bağlanan Gelir |
Kanun Maddesi |
Kusur Oranı/ İş göremezlik Oranında Artış |
Eksiltme Oranı |
Net Gelir |
|
1000 |
5510
22/a |
20% |
20*1/4=5 |
1000-(1000*5/100)=950 |
|
1000 |
5510
22/b |
36% |
36*1/3=12 |
1000-(1000*12/100)=880 |
|
1000 |
5510
22/c |
------- |
0,50 |
1000-(1000*0,5)=500 |
Sigortalının kendi sorumluluğunun doğması durumunda peşin sermaye değeri hesaplanıp bu tutar tahsil edilmemektedir. Sadece sigortalının sürekli iş göremezlik geliri iskontoya tabi tutulmaktadır. Dolayısıyla üçüncü kişi veya işveren sorumluluğuna ilişikin tutarlar bu indirimli ödenekler üzerinden hesaplanacaktır.
Ölümlü iş kazasına bağlı ölüm geliri ödenmesi durumunda sigortalının(ölen kişinin) kusurunun bulunması nedeniyle hak sahiplerinin gelirleri iskontoya tabi tutulamayacaktır. Özetle 22. madde kapsamındaki kusur sorumluluğu sadece sürekli işgöremezlik gelirinin ödendiği dosyalarda uygulanacaktır. Peşin sermaye değerleri ise( işveren veya üçüncü kişi) indirimli gelir denklemde kullanılarak hesaplanacaktır.
4. Uzun Vadeli Sigorta Kolları Bakımından Üçüncü
Kişinin Sorumluluğu
Uzun vadeli sigorta kolları bakımından üçüncü kişinin sorumluluğu 21. maddedeki kısa vadeli sigorta kollarınca güvence verilen riziko açısından benzerlik göstermektedir. Hukuki nitelik olarak kusur sorumluluğu olarak nitelendirmek mümkündür. Yine üçüncü kişinin işçi olması durumunda işverenin adam çalıştıranın sorumluluğu(kusursuz sorumluluk ) doğabilecektir.
Uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan( yaşlılık, ölüm, maluliyet aylıkları) yardımlardan doğan sorumluluğun daha önce anlatılan sorumluluklardan en öncelikli farkı bildirim yükümlülüğünün olmamasıdır. Dolayısıyla işveren sorumluluğu doğmamaktadır. Zaten bu yardımların talebe bağlıdır. İşyerinde veya işin karakteristik özelliklerinden( 13 ve 14. maddeler) dolayı ortaya çıkma zorunluluğu bulunmadığından bildirim mecburiyeti öngörülmesi işin doğasına aykırı olur.
Yine uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımların arasında geçici ödeneklerin bulunmaması diğer bir farktır. Doğal olarak rücü edilmeleri de mümkün olmayacaktır.
C. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
1. Sonuç
Sosyal sigorta mevzuatı çerçevesinden ihtilafların önemli bir kısmı işveren ve üçüncü kişinin sorumluluğu ve rücü işlemidir. İşveren veya üçüncü kişi sorumlu olmadığı iddiası ile yargı mercine başvurabilmektedir.
Sigortalının 22. madde kapsamında gelirinde indirim uygulanması durumunda ise sigortalı bu konuyu mahkeme önüne götürebilecektir. Ancak her iki durumda da ilgili kişiler( sigortalı, işveren, üçüncü kişi) idari başvuru yollarını kullanarak rücü işlemine itiraz edebilirler.
İşverenin hukuki anlamda hem kusur(
5510 SK
SGK’nın uygulamasında daha çok kusur sorumluluğu kapsamında ödeme ve peşin sermayelerin rücü işlemi gerçekleştirilmektedir. İşverenin kusursuz sorumluluğunu mahkemeler daha çok tazminat hukuku gereğince söz konusu etmektedir. SGK’nın işverene kusursuz sorumluluk savıyla üçüncü kişinin kusuruna ilişkin peşin sermayeyi rücü etmesi mümkün değildir.
Sigortalının 22. madde kapsamındaki sorumluluğu bir rücü işlemi gerektirmemektedir. Burada sigortalının gelir/aylığından kaynağında bir indirim uygulanmakta, dolayısıyla başka kimseye borç yöneltme söz konusu olmamaktadır.
2. Değerlendirme
5510 sayılı kanunun 28 maddesinin beşinci fıkrasında erken yaşlanmaya bağlı aylık bağlama koşulları belirlenmiştir. Günümüzdeki çalışma koşulları(mobbing, stres) ve tibbi ilerlemeler erken yaşlanmasının işveren veya üçüncü kişi hatta sigortalının kendisinin kusuru nedeniyle gerçekleştiği tespit edilebilir. Ancak bu konuda sorumluluğun doğup doğmayacağı hususu Kanunda kendisine yer bulmamıştır.
Yine malul çocuğu bulunan kadın sigortalıların emeklilik koşullarında indirim yapılacağı Kanunda( 28/6) yer almaktadır. Bu maluliyetin malul çocuğun, üçüncü kişinin hatta annenin( indirimden yararlanma talebinde bulunan kadın sigortalı) kastı/kusuru/ihmali durumlarında sorumluluk doğup doğmayacağına ilişkin düzenleme yoktur. Bunlara benzer bir akıl yürütmeyi ölüm aylığı/geliri hak sahibi olan malul çocuklar(35/4) ve yaşlılık aylığının özel koşulları(28/5-a,b) açısından da yapmak mümkündür.
Üçüncü kişinin kusuru ile malul duruma düşen sigortalının, bu maluliyete bağlı bir nedenle ölmesi halinde üçüncü kişi hak sahibi ise (daha önce peşin sermaye üçüncü kişiye rücü edilmiş olsa bile) bu kişiye aylık/gelir bağlanmayacağına ilişkin 5510 sayılı kanunun 56/1-a bendinde düzenleme yapılmıştır. Her ne kadar kanun koyucu kastın varlığına bağlı olarak aylık/gelirden yoksunluğu öngörmüştür. Ancak peşin sermaye değerinin rücü edilmesine rağmen bunun öngörülmesi hakkaniyete uygun düşmemektedir. Nitekim miras hukukunda miras bırakanın mirasıyı affetmesi prosedürü burada da öngörülebilinirdi. Sosyal yaşantıya uygun olanda budur.
Zorunlu sosyal güvenlik mevzuatın miras hukuku kapsamında ayni hakların( intikale elverişli) mirasçılara geçmesine ikişkin düzenlemelerle paralellik göstermesi hukuki uyumluluk açısından olumlu olacaktır. Ancak kanımızca sosyal güvenliğin sürdürülebilirliği ve merkezi bütçe üzerindeki olumsuz etkileri düzenlemelerin ana fikrinde belirleyici olmuştur.