İşverenlerin deprem bölgesindeki çalışanlara yardım yapmaları olağanüstü durumlar yaşadığımız bu süreçte karşımıza çıkmaktadır. İşverenlerin, deprem bölgesindeki çalışanlarına ek ödeme niteliğinde nakdi yardımda bulunması durumunda, yapılan yardımlar 5510 sayılı ve 193 sayılı Kanunlarımızda istisna niteliğinde tanımlanmadığından ve ücret niteliğinde kabul edildiğinden tüm yasal kesintilere tabi tutulması gerekmektedir.
İşverenlerin Deprem Bölgesindeki Çalışanlarına Nakdi Yardımda Bulunması
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 80’inci maddesi ile ücret tanımlanmıştır.
Hak edilen ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların, idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı SGK açısından ücrettir.
Diğer yandan ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazançtan istisna kabul edilmektedir.
Gelir Vergisi açısından 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesinde ücret tanımlanmıştır.
“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.”,
Gelir Vergisi Kanununun 23,24 ve 25. maddelerinde vergilendirilmesinde dikkate alınacak istisnalar 63’üncü maddesinde ise vergilendirilmesinde dikkate alınacak indirimler dikkate alınacaktır.
Görüleceği üzere “Deprem yardımı” niteliğinde yapılacak nakdi yardımlar da gerek Sosyal Güvenlik gerekse Gelir Vergisi Kanunu açısından bir istisna bulunmamakta olup, yapılacak yardımların ücret niteliğinde kabul edilerek, tüm yasal kesintilere tabi tutulması uygun olacaktır.
Yapılacak yardımların istisnası ise Gelir Vergisi Kanunu açısından ölüm, engellilik ve hastalık sebebiyle verilen tazminat ve yardımlarken, Sosyal Güvenlik Mevzuatımız açısından sadece ölüm yardımı prime esas kazançtan istisnadır.
Sigortalının anne ve babası, eşi veya çocuğunun ölümü halinde sigortalıya verilen ölüm yardımı prime esas kazançların hesabında dikkate alınmaması, yine anne, baba, eş veya çocuğunun ölümü nedeniyle verilen tazminatların gelir vergisinden istisna edilmesi mümkündür.
Sigortalının vefatı halinde yakınlara yapılacak ödemeler ise Gelir Vergisi veya Sosyal Sigortalar Mevzuatımızın konusu değildir.
Ücret niteliğinde olan, sigortalının veya yakınlarının ölüm haline bağlı olmayan nakdi deprem yardımlarının SGK primi, gelir vergisi ve damga vergisi olarak tüm yasal kesintilere tabi tutulması gerekmektedir.
Bununla beraber 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kanunu’nun 9 maddesinde; “…..Fona ve Vakfa yapılacak bağış ve yardımlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Bu bağış ve yardımlar Kurumlar ve Gelir Vergisi matrahından indirilebilir.” hükmü bulunmaktadır. Ancak gelir vergisi matrahlarından uygulanacak indirimler sadece gelir vergisi beyannamesi ve kurumlar vergisi beyannamesi vermekle yükümlü olanları kapsamaktadır.
Başka bir ifadeyle yapılan bağışların ücretlerin vergilendirilmesinde, gelir vergisi matrahından indirim olarak bordro da dikkate alınması mümkün değildir. Çalışan ancak gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi vermekle yükümlü ise indirimden yararlanabilir.
Deprem nedeniyle AFAD gibi kurumlara yapılan bağışların Katma Değer Vergisi Kanunu açısından uygulaması aşağıdaki gibidir.
1- Bedelsiz olarak yapılan ayni bağış ve yardımlar KDV Kanunu’nun 17/2-c maddesi gereğince KDV’den istisna edilmiştir.
2- Diğer taraftan KDV kanununun 30’ncu maddesine göre de bu malların alış vesikalarında gösterilen veya bu malların maliyetinde yer alan KDV’nin mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Sonuç olarak AFAD gibi kurumlara yapılan ayni bağışlara ilişkin olarak düzenlenen faturalarda KDV hesaplanmayacak, faturada söz konusu teslimin bedelsiz bağış olduğu belirtilecektir.
Bağışlanan emtianın KDV ‘sinin indirim konusu yapılabileceği aynı kanunun 30’ncu maddesi gereğince mümkündür.
Söz konusu bağış ve yardımların Kurumlar Vergisi Kanunu’nda gider yazılma uygulaması farklılık göstermektedir.